top of page

Delil Tespit Davası: Hukuki Niteliği, Uygulama Alanları, Süreç, Masraflar ve Stratejik Önemi

  • Yazarın fotoğrafı: Avukat Mert YALÇIN
    Avukat Mert YALÇIN
  • 12 Ara 2025
  • 6 dakikada okunur

Delil Tespit Davası

Delil tespit davası, modern hukuk pratiğinde hem uyuşmazlık öncesi risk yönetiminin hem de dava sürecinin en kritik teknik araçlarından biridir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 400. ve devamı maddelerinde düzenlenen bu kurum, ileride açılacak ya da hâlihazırda devam eden bir davada kullanılacak delillerin kaybolma, bozulma, değişme veya sonradan sağlıklı şekilde değerlendirilemeyecek hâle gelme riskine karşı mahkeme güvencesiyle kayıt altına alınmasını sağlar. Uygulamada özellikle trafik kazaları, gizli ayıp iddiası içeren tüketici ve eser sözleşmeleri, iş kazaları, taşınmaz zararları, teknik raporlama gerektiren uyuşmazlıklar ve sigorta hukuku dosyalarında yoğun şekilde kullanılır.

Delil tespitinin özü şudur: Maddi gerçek henüz mevcutken mahkeme eliyle objektif biçimde tespit edilir ve bu tespit ileride çıkacak uyuşmazlığın temel referans noktası hâline gelir. Bu yönüyle delil tespiti, hem hak kayıplarını önleyen bir koruma mekanizması hem de dava stratejisinin başlangıç aşamasında kritik bir kontrol aracıdır.

Hukuki Dayanak - 6100 sayılı HMK madde 400 vd.

Delil tespitinin istenebileceği hâller

MADDE 400- (1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir.

(2) Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır.


Görev ve yetki

MADDE 401- (1) Henüz dava açılmamış olan hâllerde delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden istenir.

(2) Noterlerin, 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca yapacağı vakıa tespitine ilişkin hükümler saklıdır.

(3) Esas hakkında açılan davada, delil tespiti yapan mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu ileri sürülemez.

(4) Dava açıldıktan sonra yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir.


Delil tespiti talebi ve karar

MADDE 402- (1) Delil tespiti talebi dilekçeyle yapılır. Dilekçede tespiti istenen vakıa, tanıklara veya bilirkişilere sorulması istenen sorular, delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı kuşkusunu uyandıran sebepler ile aleyhine delil tespiti istenen kişinin ad, soyad ve adresi yer alır. Tespit talebinde bulunan, durum ve koşulların imkân vermemesi nedeniyle, aleyhine tespit yapılacak kişiyi gösteremiyorsa talebi geçerli sayılır.

(2) Mahkeme tarafından belirlenen tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz.

(3) Tespit talebi mahkemece haklı bulunursa karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Kararda ayrıca, delil tespitinin nasıl ve ne zaman yapılacağı, tespitin icrası esnasında karşı tarafın da hazır bulunabileceği, varsa itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği belirtilir.

(4) Tespitin yapılmasından sonra, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece karşı tarafa resen tebliğ olunur.


Acele hâllerde tespit

MADDE 403- (1) Talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan hâllerde, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil tespiti yapılabilir. Tespitin yapılmasından sonra, tespit dilekçesi, tespit kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece kendiliğinden diğer tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz edebilir.


Delil tespiti kararında uygulanacak hükümler

MADDE 404- (1) Tespiti istenen vakıanın hangi delille tespit edileceğine karar verilmişse, bu kararın yerine getirilmesinde o delilin toplanmasına ilişkin hükümler uygulanır.


Tutanak ve diğer belgeler

MADDE 405- (1) Delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Asıl davanın taraflarından her biri, iddia veya savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabilir.

1. Delil Tespitinin Hukuki Niteliği

Delil tespiti, tam anlamıyla bağımsız bir dava sayılmaz. Daha doğru bir tanımla, esas davaya hazırlık niteliğinde geçici hukuki koruma müessesesidir. Mahkemenin verdiği karar, uyuşmazlığın esasını çözen bir hüküm değil; ileride esas yargılamada kullanılacak teknik verilerin, bilirkişi incelemelerinin veya keşif tutanaklarının oluşturulmasıdır.

Türk hukuk sisteminde delil tespitinin amacı üç başlık altında özetlenebilir:

  1. Kaybolma veya bozulma ihtimali olan delilin güvence altına alınması,

  2. Mevcut teknik durumun objektif biçimde tespit edilmesi,

  3. İleride açılacak davanın dayanaklarının sağlamlaştırılması.

HMK’ya göre delil tespiti talep eden kişinin dava açma zorunluluğu yoktur; tespit tek başına yapılabilir. Ancak çoğu durumda tespit, esas davanın ön hazırlığı olarak kullanılır.

2. Delil Tespiti Hangi Durumlarda Yapılır?

Delil tespiti, herhangi bir alanda uygulanabilir olmakla birlikte özellikle teknik değerlendirme gerektiren alanlarda kritik öneme sahiptir.

a. Trafik kazaları

Araçta değer kaybı, hasar tespiti, kusur analizi, onarım maliyetinin belirlenmesi gibi konularda bilirkişi raporu alınması için delil tespiti sıkça tercih edilir.

b. Gizli ayıp ve ürün/hizmet ayıpları

Ayıplı mal, ayıplı hizmet, inşaat ayıpları ve eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ayıbın ortadan kalkmasından önce teknik tespit yapılması gerekir.

c. İş kazaları

Kaza yeri, makine düzeni, iş güvenliği tedbirlerinin durumu ve teknik ortam değişmeden önce mahkemece kayıt altına alınır.

d. Sigorta dosyaları

Yangın, su baskını, doğal afet, makine kırılması gibi sigorta dosyalarında hasarın kapsamı tespit edilir.

e. Taşınmaz uyuşmazlıkları

İmar ihlalleri, duvar kaymaları, yapısal riskler, komşuluk hukuku sorunları ve su sızıntıları gibi konularda keşif yapılması gerekebilir.


3. Delil Tespiti Şartları

Delil tespitinin yapılabilmesi için mahkemenin iki kriteri değerlendirmesi gerekir:

a. Gecikmesinde sakınca bulunması

Delilin kaybolma, bozulma, yok olma, değerini yitirme veya sonradan sağlıklı şekilde incelenememe ihtimali bulunmalıdır. Yargıtay içtihatlarında bu koşul geniş yorumlanır. Örneğin tamir edilecek araç, yenilenecek bina, değiştirilecek parça veya ortadan kaldırılacak ayıp bu kapsamdadır.

b. Delilin ileride dava açılması hâlinde kullanılabilir nitelikte olması

Mahkemenin yaptığı tespit ileride yargılamada anlam taşımalıdır. Tamamen soyut, teknik olarak ölçülemeyen veya hukukî sonuç doğurmayan tespit talepleri reddedilebilir.

Pratikte mahkemeler çoğunlukla talepleri kabul ederek bilirkişi incelemesini hızla başlatır; zira amaç delilin kaybını önlemektir.

4. Delil Tespiti Başvurusunun Yapılması

Delil tespiti için mahkemeye sunulan dilekçede şu unsurlar bulunur:

  • Tespiti istenen delilin konusu ve kapsamı,

  • Neden gecikmesinde sakınca bulunduğu,

  • Tespit yapılmazsa doğacak hak kaybı,

  • Talep edilen bilirkişi incelemesi veya keşif türü.

Görevli mahkeme, talep konusuna göre esas hakkındaki davaya bakacak mahkeme veya Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Yetki bakımından; tespit konusu taşınmazın bulunduğu yer, zarar doğuran olayın gerçekleştiği yer veya davacının ikametgâhı tercih edilebilir.

5. Delil Tespiti Süreci Nasıl İşler?

Mahkeme, talebi inceledikten sonra çoğunlukla dosyayı bilirkişiye verir veya keşif kararı alır. Süreç genel olarak şu şekilde ilerler:

  • Gider avansı yatırılır.

  • Mahkeme bilirkişi seçer.

  • Keşif yapılır veya teknik inceleme gerçekleştirilir.

  • Bilirkişi raporu hazırlanır.

  • Taraflara tebliğ edilir.

Rapor ve tutanaklar daha sonra esas davada doğrudan kullanılabilir; yeniden inceleme yapılması çoğu zaman gerekmez.

6. Delil Tespitinin Hukuk Stratejisindeki Rolü

Delil tespiti hukukçular açısından sadece bir teknik işlem değil, dava planlamasının çekirdeğidir. Özellikle yüksek tazminat taleplerinde, teknik verilerin erkenden kontrol edilmesi tarafların müzakere dengesini değiştirir.

Stratejik avantajları şunlardır:

  • Delilin kaybolmasını önler.

  • Bilirkişi raporu müzakere gücünü artırır.

  • Sigorta şirketleri açısından ödemeyi hızlandıran baskı oluşturur.

  • Hatalı teknik iddiaların önüne geçer.

  • Esas davanın başarı oranını doğrudan etkiler.

Uygulamada birçok dava, uygun zamanlamayla alınmış bir delil tespiti raporu sayesinde kısa sürede uzlaşma ile sonuçlanmaktadır.

7. Delil Tespitinin Masrafları ve Vekalet Ücreti

Tespit masrafları, talep edilen incelemenin türüne göre değişmekle birlikte ortalama bir dosya için şu kalemlerden oluşur:

  • Başvuru harcı,

  • Gider avansı,

  • Bilirkişi ücretleri,

  • Tebligat/posta giderleri.

  • Keşif Harcı.

2025 yılı itibarıyla delil tespiti masrafları 3.000 TL – 15.000 TL aralığında değişmektedir. Teknik incelemenin kapsamı genişledikçe bilirkişi ücretleri artmaktadır.

Bu tutarlar esas dava masraflarından bağımsızdır; tespit aşaması için ayrıca ödenir.


2025-2026 Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine Göre Vekalet Ücreti:

Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülecek delil tespiti istemleri asgari : 30.000,00 TL

Asliye Hukuk ve diğer mahkemelerde görülecek delil tespiti istemleri asgari: 45.000,00 TL

8. Delil Tespiti İçin Gerekli Belgeler

Başvuruda bulunmak için çoğu zaman aşağıdaki belgeler yeterlidir:

  • Tespit konusu olaya ilişkin fotoğraflar veya mevcut teknik kayıtlar,

  • Kaza tespit tutanağı (trafik kazalarında),

  • Servis faturaları, ekspertiz kayıtları veya hasar belgeleri,

  • Ayıbı gösteren teknik raporlar (varsa),

  • Kimlik ve iletişim bilgileri,

  • Vekâletname (avukat aracılığıyla takip ediliyorsa).

9. Delil Tespitinde Avukatla Çalışmanın Önemi

Delil tespiti teknik niteliği yüksek bir prosedürdür. Yanlış ifade edilen bir talep, eksik tarif edilen inceleme kapsamı ya da yetersiz dosya hazırlığı raporun niteliğini doğrudan etkiler.

  • Uzman bir avukatın katkısı şu alanlarda belirleyicidir:

  • İnceleme kapsamının doğru belirlenmesi,

  • Bilirkişi sorularının teknik ve hukuki uyum içinde hazırlanması,

  • Tespit sonrası rapora itiraz süreçlerinin yönetilmesi,

  • Esas dava stratejisinin tespit raporuna göre belirlenmesi,

  • Sigorta şirketleriyle veya karşı tarafla yapılan görüşmelerde dosyanın güçlendirilmesi.

Tespit aşaması, davanın omurgasını oluşturur. Bu nedenle sürecin profesyonel şekilde yürütülmesi hem maliyet hem de zaman açısından en rasyonel yaklaşımdır.

10. Sıkça Sorulan Sorular

Delil tespiti dava açmadan yapılabilir mi?

  • Evet. Dava açma zorunluluğu yoktur. Tespit tek başına yapılabilir ve ileride açılacak davada delil olarak kullanılabilir.

Delil tespitinde karşı tarafa tebligat yapılır mı?

  • Mahkeme gerekli görürse karşı tarafa tebligat yapabilir. Ancak gecikmesinde sakınca varsa tebligatsız da tespit yapılabilir.

Delil tespitinde bilirkişi raporu esas davada bağlayıcı mıdır?

  • Bağlayıcı değildir; ancak yüksek derecede ispat gücüne sahiptir.

Delil tespiti ne kadar sürer?

  • Yoğunluğa göre değişmekle birlikte çoğu dosyada 2–8 hafta içinde rapor alınır.

Tespit yapılmadan dava açılırsa ne olur?

  • Bu mümkün olmakla birlikte birçok dosyada delilin bozulması nedeniyle ispat güçlüğü yaşanır. Tespit yapılması, davayı sağlam temele oturtur.


Delil tespiti, teknik verinin hızla değiştiği modern uyuşmazlıklarda hukuk güvenliğinin temel dayanaklarından biridir. Hem sigorta hem tüketici hem ticari hem de iş hukuku alanlarında erken müdahale niteliği taşıyan bu mekanizma, doğru kullanıldığında dava sürecinin kaderini belirleyen stratejik bir araçtır.

SİTEMİZDE YER ALAN YAZILARIN İZİNSİZ KULLANIMI DURUMUNDA YASAL SÜREÇ HAKKI SAKLIDIR.

YALÇIN HUKUK OFİSİ

AVUKAT MERT YALÇIN

Yorumlar


KATEGORİLER

bottom of page